Tüm gözler bu bölgeye çevrildi! 200 yıldır sessizdi, Ölüdeniz fayı kırılırsa ne olur?

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüklerindeki depremlerden sonra meydana gelen artçılar özellikle afet bölgesinde yaklaşık bir ay boyunca büyük paniğe yol açmıştı. Özellikle şubat ayının sonlarında Ölüdeniz fayı üzerinde 20 Şubat’ta gerçekleşen Hatay merkezli 6.4’lük depremden sonra on binlerce yapı yerle bir oldu. Hatay’daki depremden sonra gündeme gelen Ölüdeniz fayı, yaklaşık 200 yıldır sessiz kalmasından ötürü tüm dikkatleri üzerine çekmişti. Fayın bir deprem oluşturması halinde başta Türkiye, İsrail, Filistin ve Suriye olmak üzere birçok ülkenin derinden etkilemesi bekleniyor. Peki Ölüdeniz fayı kırılırsa ne olur, nelere yol açar? Sakarya Üniversitesi Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Utkucu, Ölüdeniz fayının taşıdığı riski Milliyet.com.tr’ye anlattı.

‘SİSMİK BOŞLUK DÜŞÜK BİR OLASILIK DEĞİL’

Ölüdeniz fayının deprem geçmişine değinen Prof. Dr. Murat Utkucu, söz konusu bölgenin 19 ve 20’nci yüzyıllarda deprem etkinliği açısından sessiz bir dönemden geçtiğini hatırlattı.

Fay hattı üzerindeki sismik boşluk ihtimaline dikkat çeken Prof. Dr. Utkucu, “12’nci yüzyılda yaşanan 1114, 1138, 1157 ve 1170 depremlerinin oluşturduğu büyük ve yıkıcı bir deprem etkinliği bu yorumun temel dayanağını oluşturuyor. Dolayısıyla kuzeyde Antakya civarından güneyde Lübnan-İsrail sınırına kadar uzanan faylar boyunca sismik boşluk oluşturan kilitli fay uzunluklarının mevcudiyeti düşük bir olasılık değil” yorumunda bulundu.

‘ADANA CİVARINDAKİLERİ HESAPLAMAK ZOR’

Kahramanmaraş merkezli yıkıcı depremlerden sonra afet bölgesindeki illerden biri olarak ilan edilen Adana, deprem riski açısından dikkat çeken bölgelerden biri. Maraş Sismik Boşluğu’nun bilimsel olarak iyi temellendirilmiş olduğunu belirten Prof. Dr. Murat Utkucu, Adana’daki deprem riskini şu sözlerle değerlendirdi:

“Adana civarından geçen fayların kayma hızları düşük ve deprem tekrarlanma aralıkları uzun olduğundan sismik boşluk oluşturan fayları belirlemek zor. Yeni paleosismolojik (depremler oluştuktan çok sonra eski deprem izlerinin araştırılması) çalışmalar ile bu duruma bir ışık tutulması mümkün olacak.”  Prof. Dr. Murat Utkucu

‘6 ŞUBAT’TAN SONRA MALATYA İÇİN RİSK AZALDI’

Doğu Anadolu fay hattı üzerinde 9 saat arayla iki büyük kırılma yaşanan 6 Şubat’tan önce, Bingöl ve Malatya da sık sık deprem riski ile anılan bölgeler arasındaydı. Prof. Dr. Murat Utkucu, iki şehir için de ayrı ayrı merak edilen yeni bir deprem tehlikesine ilişkin şunları söyledi:

“Bingöl ve Malatya için yeni bir deprem tehlikesi söz konusu mu? Bu sorunun yanıtı kısaca evet. Ancak böyle bir tehlike Türkiye’nin büyük çoğunluğu için söz konusu. 6 Şubat’taki depremlerle kırılan faylar Malatya için yakın gelecekte kırılabilecek durumda olan fay uzunluğu miktarını düşürerek bir açıdan bölgede yakın gelecekteki tehlikeyi de düşürmüştür.”

ÖLÜDENİZ FAYI NERELERİ TEHDİT EDİYOR?

Anadolu’dan başlayarak Suriye üzerinden İsrail’e uzanan Ölüdeniz fayının özellikle hangi bölgeler için risk oluşturduğu merak edilenler arasında. Konuya ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Murat Utkucu, bu durumun olası bir depremin büyüklüğüne bağlı olarak değişeceğinin altını çizdi.

Prof. Dr. Utkucu, 6 Şubat’taki gibi yıkıcı depremlerin yakın gelecekte tekrar yaşanması durumunda depremin etki alanının büyük olacağına da dikkat çekti. Prof. Dr. Utkucu, “Depremin büyüklüğü ne kadar fazlaysa o kadar uzun bir fayı kıracak ve o kadar geniş bir alanı etkileyecek. 6 Şubat’taki Pazarcık depremi büyüklüğünde bir deprem, kuzeyde Antakya civarından güneyde Lübnan-İsrail sınırına kadar uzanacak bir kırılma oluşturursa geniş bir alanı etkilemesi kaçınılmaz olacak” dedi.

13 Ağustos 1822’de meydana gelen Halep Depremi, başta Ölüdeniz fayı ile Doğu Anadolu fayının kesişim noktası olan Antakya’da ciddi bir yıkıma yol açmıştı. 7.0 büyüklüğündeki deprem yaklaşık 40 saniye sürmüş ve 60 bine yakın kişi hayatını kaybetmişti. Kahramanmaraş depremlerinden sonra burada enerji birikebileceğine dikkat çeken uzmanlar, yaklaşık 200 yıldır sessizliğini koruyan fay hattına ilişkin önemli tespitlerde bulunuyor.

MESCİD-İ AKSA İÇİN TEHLİKENİN BOYUTU NE?

Ölüdeniz fayı üzerinde yaşanabilecek kırılmayla birlikte bölgede büyük bir deprem yaşanması halinde Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler için çok önemli bir nokta olan Mescid-i Aksa’nın tehlikede olup olmadığı da merak ediliyor. Prof. Dr. Murat Utkucu, 3 ilahi din için vazgeçilmez bir mabet olan Kudüs’ün incisi hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Utkucu, Ölüdeniz fayının Mescid-i Aksa için risk oluşturup oluşturmayacağı sorusuna geçmiş depremlerden örnek vererek şöyle cevap verdi: “Evet, Mescid-i Aksa’nın 749, 758 ve 1133 yıllarındaki depremlerde yıkıldığı bu bağlamda hatırlatılabilir. Ayrıca 1927 yılında meydana gelen 6.3 büyüklüğündeki bir depremde de hasar görmüştür.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*